Yıl baya eski Bursa'da öğrenciyim. Minibüste gidiyoruz. O
yıllarda metro falan yok batı garajı denen bir duraktan Görükle istikametine hareket
halindeyiz. Şoför bağırıyor, -polis var çömeliverin. Balık istifi minibüste ayakta
olan bütün herkes çömeliyor. Minibüsün içi de öğrenci dolu haa. Şu an hepsi doktor,
mühendis, öğretmen ama o an orda öküzler. Yıllar sonra İzmir'deyim aynı parodi,
şoför rica ediyor bu sefer ama -polisi geçene kadar lütfen çömelebilir miyiz? O
canım mini etekli kızın o naif çömelmeye
çalışma hali hala aklımda.
--
Bahar şenlikleri zamanı kampüs çıkışında trafik yüzünden
durmak zorunda kaldı minibüs. Tam yanımızda başka bir minibüs. Camlar zaten
açık içimizdeki manasız coşku fora geri kalanını az çok tahmin edebilirsiniz
zaten. Camdan sarkıp yan minibüsteki
kıza ben size aşık oldum dedim. Güldü. Ama içimdeki ki piçlik hat safhada
benimle evlenir misin dedim. Kız yine güldü. Hayır dedi. Bir kahve içsek, lütfen
dedim. Tamam dedi. Bir kaç saniye içerisinde olan bu olayların akabinde tam
saatinde buluşma yerine gittim. Gelmedi amk.
--
Yine bir gün minibüse biner binmez arkamdaki acayip güzel süper
hatun "Rica etsem bir kişi uzatabilir misiniz?" dedi. Ama önümde
kimse yok. Kime uzatıcam parayı. Kalktım ayağa atarlı bir tavırla aldım elinden
parayı, şoföre götürüp verdim ve yine aynı atarlı tavırla para üstünü kıza geri
götürdüm. "Özür dilerim yordum" sizi dedi. Sorun değil diyip yerime
oturdum. Bir kaç dakika sonra müsait bir yerde inebilir miyim dedi. Koltuk değneklerini
o an gördüm. Aşağıya inmesi kaç dakika sürdü bilmiyorum ama ben o koltuğa öyle
bir çakılmıştım ki, yutkunamadım, yardım etmek istiyordum ama dönüp bakamıyordum
bile. Güneşe dönen ayçiçeği gibi gülümseyen bir yüzle kusura bakmayın dedi
tekrardan.